ÇIKMAZ SOKAK, PSİKOAKTİF

Üniversiteyi bitirmiş askerlik için gün sayıyordum. Doğduğum ve büyüdüğüm mahallemize tekrar dönüş yapmış, kısa süreliğine de olsa, askere gidene kadar anne babamın yanında kalıp hayır dualarını alacaktım. Mahallede kısa bir yürüyüşe çıktım. Her şey değişmiş ve herkes büyümüştü. Zamanın ne kadarda hızlı aktığını düşündüm. Vakti zamanında çikolata ve şeker verdiğim çocuklar kocaman olmuştu. Hakan, Ali, Mehmet, Burak, Aslı, Zeynep ve adını hatırlayamadığım niceleri.


Annem ve babamla evde oturup hasbihal ederken söz komşulardan, vefat eden evlenen, kaçan ve kaza yapan insanlardan açıldı. Babam mahalledeki birçok gencin uyuşturucu belasını kullanmaya başladığını ve fidan gibi gençlerin gözlerinin önünde mum gibi eridiklerinden, ailelerin parçalandığından bahsetti. Bu illet tüm sevdiklerini savuruyordu. Ben sigara ve alkol kullanmıyordum. Ne menem bişeydi?


Hani küçüklüğüne bakarak, adam olacak çocuk dediklerimiz vardır ya, Mehmet de öyle bir çocuktu. En son gördüğümde lise son sınıfa gidiyordu. Derslerinde başarılı, etrafına karşı saygılı, temiz yürekli bir gençti. Mehmet’in babası özel bir şirkette muhasebe işinde çalışıyordu. Annesi ev hanımı olan Mehmet’in, Fatma adında küçük de bir kardeşi vardı. Çıkmaz bir sokakta tek katlı, önü bahçeli müstakil bir evde yaşayan, orta halli bir aileydi. Mehmet için sonun başlangıcı, lise son sınıfa giderken takıldığı arkadaşları ile başlamıştı.

Annem, Mehmet’in annesini çoğu zaman gecenin ilerleyen saatlerine kadar Mehmet’in yolunu gözlerken görürmüş. Kah pencere başında, kah dama çıkarken ki sokağı gören merdiven başında. Uykusuz ve endişeli.


Vasat bir ailede yetişen Mehmet, nasıl bu uyuşturucu belasına bulaşmıştı. Birkaç defa çözüm olur diye AMATEM (Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi)’e bile yatırmışlardı. Ama bu illeti kullanan, beynini uyuşturan, bağımlı olanlar için bırakmakta-kurtulmakta çok kolay değildi. Beynin uyuşması, aklın akıllıktan çıkması yani akıl tutulması bazen bir madde ile bazen de bir düşünce sistemi ile yapılmıyor mu.

Mescalin, esrar, ekstazi, ketemin, bonzai ve daha neler neler… Bağımlılık ve sonrası ölüm. Dünya genelinde her yıl ikiyüz elli bin insanın ölümüne sebep olan bu zıkkımların ölümcül olduğu bilinmesine rağmen nasıl oluyor da kullanımı da bu oranda yaygınlaşıyordu.


En genel adı ile uyuşturucu olarak bilinen bu maddeler, insanda nasıl bir etki yaratıyor diye biraz araştırdım.

İnsan bir an boşluğa düştüğünde “bir kereden bir şey olmaz” veya “bu diğerleri gibi değil, tamamen bitkisel” sözlerine bir aldanış mı? Toplum ve ailesiyle iletişim kuramamış, mutsuz, yalnız bir birey arayışa girdiğinde çözümü uyuşturucuda bulduğunu düşünebilir. Toplumla iletişim kuramayan bireyler…


Uyuşturucu, beynin farklı noktalarını harekete geçirerek Serotoin salgılamasına sebep olur. Serotoin beynimizde depololanmış olarak bulunur. Mutlu olduğumuzda depolanan bu Serotoin salgılanır. Uyuşturucu ile depolanmış olan Serotoin tükenir. Tükendiği zamanda, insan asıl mutlu olması gerektiği zamanlarda bunu kullanamaz ve hayattan zevk almamaya başlar. Birçok uyuşturucu halüsinasyon görülmesine ve gerçekliğin karıştırılmasına sebep olur. Vücutta şiddetli kasılmalar, uyku hali, irade ve hafızanın zamanla silinmesi, zaman ve mekân algısını kaybetmeye, algılama bozukluğunu ortaya çıkardığını öğrendim.


Ah Mehmet’im ahh.




Mehmet’in bonzai’yi kullanınca bir müddet kasılıp kaldığını ve sonra yüzükoyun düştüğünü babam anlattı. Düşmüştü Mehmet bir daha ve son kez düşmüştü. Düşürmüşlerdi Mehmet’i … Önce iradesi sonra bedeni şimdi de ruhu düşmüştü. Ambulans geldi, kısa bir kontrolden sonra polis çağırdılar. Polis beş cümlelik, çalınan bir mal gibi tutanak tutmuştu. Oysa çalınan gencecik bir insanın hayatıydı. Alçaklar Mehmet’in hayatını, annesinin hayallerini, kardeşinin yaslanacağı çınarı ve babasının yaşam arzusunu çalmışlardı.


Mehmet’in annesi Halime Hanım, artık gecenin ilerleyen saatlerine kadar, kah pencerede, kah kapı önünde Mehmet’inin yolunu gözlemeyecek, ama her daim uykusuz ve endişeli kalacaktı. Babası, Mehmet’in babası Muhasebeci Muzaffer Bey, belki de bundan sonra hiç hesap yapamayacaktı. Kardeşi Fatma ise abisini tanıyamadan kaybetmişti. Mehmet ise her zaman öldüğü yaşta kalacaktı.


“Uyansam, uyandırılsam simdi, çok geç olmadan. Bu rüya kötüye gidiyor, uyandırın beni bu uykudan. Gördüklerim çok gerçekçi, acaba yanılıyor muyum? Herkes yaşıyor da, ben mi uyukluyorum!” Mehmet Arslan


Psikoaktif: merkezi sinir sisteminde etkisini gösteren ve beynin işlevlerini değiştirerek algıda, ruh hâlinde, bilinçlilikte ve davranışta geçici değişikliklere neden olan kimyasal maddelerin genel adı.



18 görüntüleme

Ücretsiz E-mail Aboneliği

  • Instagram
  • Facebook Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

Muratpaşa - Antalya

0 (530) 511 0899
info.dioruzki@gmail.com

© 2023 Creative By Diyoruzki Ailesi