DOĞUM GÜNÜ SANCISI




“İki kapılı bir handa

Gidiyorum gündüz gece”

Aşık Veysel


Gidiyoruz gündüz-gece, yürüyoruz gece gündüz de acaba ne halde yürüdüğümüzün nereye yürüdüğümüzün farkında mıyız? Dünya iki kapılı bir han. Bu han’ın iki kapısı arasındaki her adım ve zaman, aslında erdemli olmaya yapılan bir yolculuk…


Bazılarımız yaşam serüvenine beşer gelip insan olarak ayrılırken, bazılarımızda beşer gelip yine beşer olarak ayrılmakta. Doğmak, büyümek ve sonra daha da büyümek, büyüdüğünü zannederek büyüklenmek beşeri özelliklerimiz. Ne kadar küçük olduğunu anlamak, etrafında olup bitenleri yorumlamak, iradenin ve vicdanın farkına varmak-farklı yaşamak insansı bir özellik. İnsan olma yolculuğumuz her geçen gün-yıl devam ediyor, devam etmesi de gerekir diye düşünüyorum.


Bugün benim doğum günüm.


Kaybolduğunu sandığım nice anı, nice sima, kullandığım kelime, kurduğum cümle ve yazdığım ve okuduğum yazılar, derin ve bulanık bir suyun içinde gibi… Bazı görüntüler git-gel yapıyor hafsalamda.

Geçmişi şöyle bir yâd ettiğimde heybemde, mutlu, coşkulu ve huzurlu yıllarımda var özlem, acı ve hayal kırıklığı ile geçen yıllarımda. Kahkaha ve sevgi ile geçen yıllar, hüzün ve gözyaşları ile geçen yıllar. Diklenerek geçen yıllar, diklenmeden dik durarak geçen yıllar. Kendi dertlerimi unutup bir başkasının derdi ile dertlendiğim, erdemli yıllar. Beklediğim, aşk ile beklediğim, sabahlara kadar aşk üzerine konuştuğum yıllar. Kendi doğrularımın sadece doğru olduğunu düşündüğüm yıllar. Başkalarını da anlamaya çalıştığım, doğru bildiklerimin yanlış olduğunu, olabileceğini anladığım yıllar. Kendimi ararken karanlıklarda kaybolduğum, sonra aydınlığa yürüdüğüm yıllar. Zamana ve zulme direndiğim-direnmeye çalıştığım, isyan ettiğim yıllar. Ben yoruldum hayat, deyip bir kenara çekildiğim yıllar. Ben oynamıyorum, ne haliniz varsa görün dediğim yıllar. Her şeyden ve herkesten vazgeçmeyi düşündüğüm yıllar. Yaşamı ve ölümü gördüğüm, acı ve sevince şahitlik ettiğim yıllar. Yaşadıklarımdan öğrendiğim ve yaşayacaklarım-dan öğreneceğim yıllar.


Bugün benim doğum günüm.


Düşünüyorum da insanın doğduğu gün kutlandığı gibi aslında öldüğü gün de kutlana bilir mi? Anne - babanız veya sevdiğiniz bir arkadaşınız vefat etmiş başka bir arkadaşınız da iyi ki öldü, diyor. Garip değil mi? Garipliği hiç kutlanmamış, kutlanılması düşünülmemiş veya teklif dahi edilmemiş olmasından olabilir mi ... Aslında ölünce de yeni bir doğum, her doğum gibi sancılı bir doğum gerçekleşmiyor mu? Başka bir hayata adım atmıyor muyuz?

O zaman ey insanlar, ölmüş insanlar, sizin de ölüm gününüz/yılınız kutlu olsun. İnsanın hayatında ilkler ve sonlar önemli. Bunun içindir belki de mezar taşına doğum ve ölüm yılının yazılması… İlk ve son tarihler.. Doğum yılı 1976, ölüm yılı bilinmiyor (henüz). Belki bir dakika sonra belki bir yıl, belki de… Doğduğumuz yılı biliyoruz ama hiçbir zaman, öldüğümüz yılı bilemeyeceğiz. İnsanın hiç ölmeyecek gibi yaşaması ve davranması ölüm tarihini bilmiyor olmasından mı ?


Bugün benim doğum günüm. Ahmet Kaya’nın dediği “Doğum günün kutlu olsun Mutlu ol senelerce Sana boncuktan kuş yaptım Konacak pencerene… “ diye kimse demese de bugün benim doğum günüm.

Aman kimse de demesin zaten, beni tanıyanlar bilir. Doğum günü gibi özel denilen günler, benim üzerimde gereksiz bir stres oluşturur. Onun içindir ki bu günlerin bana düşmediğini yani bu günlerin bana gelmediğini bu günler ile bir türlü yıldızımın barışmadığını söylerim. Özel gün başkasının ilan ettiği bir gün olmamalı diye de düşünürüm. İçini doldurduğun bir gün ise, o gün zaten özeldir. Başkası tarafından ilan edilen özel günün içini doldurmaktan bahsetmiyorum. Karşında bir tuval var. Birileri bu tuvale gökkuşağının çizgilerini çiziyor ve iki çizgi arasını boyamanı istiyor gibi geliyor bana. Oysa o gökkuşağına herhangi bir çizgi çekilmeden, yani sınır konmadan rengarenk boyamanın daha güzel olacağını düşünürüm.


İnsanın doğduğu gün, doğum günü yani. Bir önceki doğum günü ile yaşamış olduğu gün arasını insan ne kadar doldurabiliyor. Yeni dostluklar kurabiliyor mu, yeni aşklar yaşayabiliyor mu, dostunu, aşkını, akıl ve vicdanını tüm yaşananlara karşın koruyabiliyor mu? Bir önceki doğum günü ile yeni gelen doğum günü arasındaki hatalarından ders alabiliyor mu, yaptıklarını ve yapamadıklarını tahlil edebiliyor mu? İki gün arasındaki bir yılı doldurabiliyor ise, doğum günü, varoluş günü kutlu olabilir. Her doğum sancılı olur. Doğum gününü bir arınma günü, bir milat, yeni bir başlangıç ve yeniden bir doğum olarak kabul ederseniz doğum gününüz de sancılı geçer, belki benimki gibi…


Kendisi, ailesi, dostları veya tanımadığı herhangi bir insan için, hiçbir şey yapmamış kişi doğduğu günü kutluyor ve doğduğu gün kutlanılıyor ise bana bayağı ve sahte gelmekte. Kendine ve kimseye bir faydası olmayan, kendini hayatın merkezine koyan, sadece ve sadece kendini düşünen birisine “iyi ki doğdun-iyi ki varsın” demek, size de saçma ve sahte gelmiyor mu? Yapılan organizasyonlar ve sosyal medya için çekilen yüzlerce fotoğraf. Sosyal medya paylaşımları. Ne kadar çok fotoğraf paylaşılır ve dolaşımda olursa o kadar sahte olmuyor mu, değersizleşmiyor mu? Ne dersiniz, bi düşünün.


Her şeye ve herkese rağmen hayat güzel, yaşamak güzel olsa gerek. Yoksa bunca çaba neden? diye düşünmeden edemiyorum.

Bugün benim doğum günüm…

Aynaya bakıyorum yüzümde kırışıklıklar. Saçımda, sakalımda aklar. Her kırışığa, her beyazlamış saçımın teline ödediğim bir bedel var. Belki az belki de fazla ama mutlaka ödenmiş bir bedeli var... Bu kırışıklıklar, bu aklar beni ben yapmış. Hiç birine bir kırgınlığım ve kızgınlığım yok. Bilakis o kırışıklıkları, o aklanmış saç ve sakalımı görünce erdeme yol alışımı ve kişisel evrimimi de görüyorum. Bugün benim doğum günüm. Bir yılı daha geride bıraktım. Hayat, insana sunulmuş bir armağan. Hayatı bana sunana sonsuz teşekkürler. Bir koca olarak eşime, bir baba olarak çocuklarıma teşekkür ediyorum. Bir oğul, kardeş, arkadaş ve dost olarak teşekkür ediyorum.

Yaşattıklarınız, yaşatıyor olduklarınız ve yaşatacaklarınız için teşekkürler teşekkürler…



106 görüntüleme

Ücretsiz E-mail Aboneliği

  • Instagram
  • Facebook Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

Muratpaşa - Antalya

0 (530) 511 0899
info.dioruzki@gmail.com

© 2023 Creative By Diyoruzki Ailesi