FELSEFE TAŞI VEYA ÖLÜMSÜZLÜK

Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare, geniş bir anın Parçalanmaz akışında. ( Ahmet Hamdi Tanpınar )

Zaman nedir? Olayların birbirini takip süreci, gelmekte olan gelecek, bir sürenin belli bir parçası veya geçmiş ile geleceğin kaynadığı an. Ne derseniz, nasıl tanımlarsanız işte o tam olarak, zamanın tanımı değil. Zaman nedir, sorusunu yaşamımız boyunca kendimize sorarız. Yanıtlarımız içinde bulunduğumuz zamana ve koşullara göre de değişiklik gösterecektir. Kapitalist dünyada zaman “vakit nakittir” sözünde olduğu gibi para demektir.

Gelecekte paranın yerini zaman alsaydı ne olurdu? İzlemiş olduğum (Zamana Karşı) In Time’da tam olarak paranın yerini zaman almaktadır. Filmde doğduğunuz andan itibaren 25 yaşına kadar normal biyolojik yaşlanmanız gerçekleşiyor. 25 yaşında yaşlanmanız duruyor ve size bir yıl veriliyor. Doğduğunuz andan itibaren kolunuzda olan sayaç çalışmaya başlıyor. Zamanınızı çalışarak artırabiliyorsunuz. Ne kadar zamanınızın kaldığını da biliyorsunuz.


Günlük hayatın içinde her şey zamanla ödeniyor. Bir bardak çay için 2 dakika, bir aylık kira için 1 günlük zaman ödeye-biliyorsunuz. Eğlenmek, iletişim, yolculuk ve alış-verişler… zamanla ödeniyor. Öyle ki sevdiklerinize zaman transferi bile yapabiliyorsunuz. Böyle bir dünyada zaman polisi, zaman kredisi , zaman enflasyonu olmaz mı? Elbete var. Zaman, bankalarda aynı para gibi muhafaza ediliyor. İnsanlar eğer zamanları kalmazsa bankalardan faizle zaman borç alabiliyorlar. Yardım kuruluşlarındaki gönüllüler, zamanı çok az olanlara zaman bağışında bulunabiliyor.

Şimdilerde değerini bilmediğimiz ve ağzımızda sakız niyetine gevelediğimiz/kullandığımız “zaman çalma” ifadesi, filmde tamda gerçek oluyor. Zaman hırsızları zamanınızı çalarak sizin ölmenize sebep olabiliyorlar.

Zenginler bu düzen içerisinde zamanı kolayca satın alarak sonsuza kadar yaşayabilir fakat fakir ve güçsüz olanlar ise bir ay, bir hafta, hatta bir gün daha yaşayabilmek için var gücüyle çalışıyor, zaman dileniyor veya çalmak zorunda kalıyor.


Peki bir insanın, gerçekten çok zamanı olsa sizce kişi, gereğinden fazla yaşadığını düşünür müydü? Sonsuz hayat, ölümsüzlük insanın başını döndüren kelimeler. Öyle ki şeytan Adem’e sinsice fısıldayarak "Ey Âdem!" dedi, “Sana sonsuz hayat ağacını ve dolayısıyla, ebediyen yok olmayacak bir hükümranlığın yolunu göstereyim mi? demesi Adem’in bile başını döndürmedi mi? İnsanın ölümsüzlük hırsının temelinde hesap vermemek ve öbür dünya anlayışını dışlamak yer almaktadır.

Tarih boyunca faniler felsefe taşını aramışlardır. Bu taş her dokunduğu maddeyi altına çevirmekte aynı zamanda da bu taştan elde edilecek iksirin de insanı ölümsüze çevireceği düşünülmüştür. İçinde yaşadığımız yüzyılın insanları da teknolojik gelişmelerle yaşam sürelerini uzatmanın, hatta hiç ölmemenin yollarını bulmaya çalışmaktadırlar. Filmde sonsuz yaşam bulunmuştur. Yaşlı, hastalıklı ve engelli kişiler bir çeşit sanırım biyolojik köle gibi algılanmış ve insanoğlu insanı bu biyolojik kölelikten “kurtarmış” gibi görünmektedir.


Oysa doğmak ne kadar doğal ise ölmek de o kadar doğal değil mi?


Üstat Necip Fazıl’ın dediği gibi

“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber... Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?... Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun !”



17 görüntüleme

Ücretsiz E-mail Aboneliği

  • Instagram
  • Facebook Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

Muratpaşa - Antalya

0 (530) 511 0899
info.dioruzki@gmail.com

© 2023 Creative By Diyoruzki Ailesi