HER ŞEYDEN VE HERKESTEN VAZGEÇMEK

En son güncellendiği tarih: 13 Kas 2019

İstanbul’da yetişkin dört kardeşin ve ardından da Antalya’da dört kişilik bir ailenin ekonomik sebeplerden dolayı siyanür ile hayatlarına son vermesi kuşkusuz hepimizi derinden etkiledi. Gerçekleşen her intihar olayında bireyin, toplumun ve devletin ayrı ayrı sorumluluğu bulunmakla beraber, sözün bittiği yerdeyiz. Keşke yaşanmasaydı.


Son kurşunu kendine sıkmak mıdır İntihar. Son kurşun derken ateşli bir silahtan çıkan öldürücü bir mermiyi kastetmiyorum. Dillere pelesenk olan, ‘tek atımlık barutu kalmak’ deyimindeki anlamı yani bir konuda yapıla bilinecek son şey. Çaresiz kalan kişinin, sorunlarından ümitsiz bir kaçış planı mı intihar. Yoksa hem kendini cezalandırma, hem de bu duruma düşmesine neden olanlardan bir öç alma davranışı mı?


“… İsteklisiyle evlenmesine engel olan babasına bir genç kız “bunu ödeteceğim sana!” demişti. Öldürdü kendini. Ama babası birşey ödemedi ki! Kamışlı oltayla balık tutmaya bayılırdı. Üç Pazar sonra yine ırmağın kıyısına koştu. Unutmak için diyordu. Hesabı doğruydu: Unuttu…” Albert Camus,Düşüş


Batı dillerinde kullanılan "suicide" kelimesine karşılık, Tanzimatla beraber Türkçe'ye çevrilen eserlerde "kendini katletme’nin” yerine "intihar" kelimesi kullanılmaya başlanmıştır. Arapça kökenli bir kelimedir. Hani bazı kelimeler vardır ya hayatımızda olmasını istemediğimiz haksızlık, yalan, acı ve ölüm gibi. İşte intiharda bu kelimelerden biridir.


İntihar davranışına yol açan en önemli faktörleri Kaygı, korku, takıntı ve saplantı, panik atak, depresyon, stres ve alkolizm diye sayabiliriz.

Avusturyalı psikiyatrist, bireysel psikoloji ekolünün kurucusu Alfred Adler’e göre intihar; öç alma hareketidir. Bunun, yakınları, akrabaları etkilemek, bu yolla kaybedilenleri geri kazanmak amacına dönük olduğunu söyler. Bu nedenle Adler, intiharı bir tür iletişim aracı olarak savunmaktadır.


40 yaşıma kadar hep intiharı düşündüm, ama 40 yaşımdan itibaren insanların intihar etmeye değmeyeceklerini düşünmeye başladım. Bana göre intihar, geride kalanlara yönelik ağır bir suçlamadır. Bu mesajı vermeye değebilecek bir insan olmadığını düşününce de intihar etmiyorsun. der şair ve mütefekkir İsmet Özel.


Bütün toplumsal olguların, yapıp etmelerimizin temelinde, yaşamımızı devam ettirebilme çabası/güdüsü vardır. Kişi, yaşamını devam ettirebilmek için her yolu dener. Basit bir hırsızlıktan tutun da masum bir kişiyi öldürmeye kadar, her yolu dener. İnsan kendisi için olumsuz olan şartları değiştirebilmek için elinden gelen tüm çabayı göstermiyor mu? Hayatın bir yansıması olan yaşamak için öldür.


Fakat intihar etmeyi düşünen veya eden bir kişi, tüm bu mücadele yollarını bırakarak, kendi yaşamına karşı bir eyleme girişmektedir... Sanırım intihar olgusunu diğer tüm olgulardan farklı kılan yön de bu olsa gerek. Hayata tutunmayarak o güdüyü kendine yöneltmek.

Sebep her ne olursa olsun, bir insanın hayatına son verdiğini bir şekilde öğrenmek can sıkıcı bir durum. Yarım kalmış bir hayat.

Mardin’de askerlik yaparken bir gencin ev tüfeği ile intihar ettiği haberi gelince tanımadığım bu genç için üzülmüştüm. Görünenin arkasındaki görünmeyeni görmeye çalışarak, hayallerini düşünerek üzülmüştüm. Şairin dediği gibi, belki de minnacık bir kadın sevmişti ve bahçesinde ebruli hanımeli açan bir ev hayali vardı. Kim bilir belki iki çocuğu olacaktı. Biri kız biri oğlan. Kızının adı Sevgi, oğlunun adı Barış. Ne merte nede namert muhtaç olmayan bir hayat hayali vardı. Kim bilir.

İntihar dosyası, olayın akabinde yazıcı olduğum için elime geçtiğinde, bakamamıştım dosyanın içindeki fotoğraflara. Ama bir karakol dolusu “insan” büyük olasılıkla kafası parçalanmış fotoğrafı görmek için, dosyaya bakmak istiyordu. Ölen gencin kısa bir süre önce hayatta olduğunu, bir anne ve babasının olduğunu ve hayallerinin olduğunu düşünmeden, boş, anlamsız ve belki de o fotoğrafı görmekten zevk almayı ümit ederek adeta yalvarıyorlardı. Sonrasında bu yaşayan ölülere daha fazla üzüldüğümü hatırlıyorum.


Her şeye rağmen Yaşamak güzel şey be.

Melih Cevdet Anday’ın Çok Güzel Şey şiirinde dediği gibi;

“Yaşamak güzel şey doğrusu üstelik hava da güzelse hele gücün kuvvetin yerindeyse elin ekmek tutmuşsa bir de hele tertemizse gönlün hele kar gibiyse alnın yani kendinden korkmuyorsan kimseden korkmuyorsan dünyada iyi günler bekliyorsan hele iyi günlere inanıyorsan üstelik hava da güzelse Yaşamak güzel şey, Çok güzel şey doğrusu!”


Her şeye rağmen yaşamak güzel şey be kardeşim.


Ey insan! Her insanın kendi has dertleri vardır. “Bazen hayat yorar insanı…Şarkılar yorar…Beklemek yorar… Özlemek ve affetmek yorar…Hoş görmek yorar… Bazen boş vermek bile yorar… “ Bu konuda yalnız değilsin hep beraberiz ve bizlerde yoruluyoruz. Bir araya geldiğimizde maskelerimizi takıyoruz. Sanma ki hayat sana kötü, bize güzel. Bittim dediğin anda biraz sabır göster, yettim diyen bir ses duyacaksın.

Sağlıcakla…

Merak edenler için not: O askerdeki fotoğrafı görmek isteyenleri tabiki s…r ettim.



103 görüntüleme

Ücretsiz E-mail Aboneliği

  • Instagram
  • Facebook Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

Muratpaşa - Antalya

0 (530) 511 0899
info.dioruzki@gmail.com

© 2023 Creative By Diyoruzki Ailesi