HOŞ -mu- GELDİN…

En son güncellendiği tarih: 25 Eyl 2019

Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da Uzun bir hastalık gibi Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi…

Ağırlıklarımdan kurtulduğumu düşündüm. Evet, hayat devam ediyordu ve ben İnternet'e susamıştım. Mevcut olan diğer İnternet sağlayıcılar ile ufak ufak görüşmeye flört etmeye başlamıştım. Sanki beni bekliyorlar gibiydi. Sınırsız İnternet, fiber İnternet, sizi arayalım, hemen başvur derken başvurmuş oldum. Artık TÜRKSAT’lı idim.

Başvurumun akabinde ikinci gün geldiler ve kurulumu çok kısa bir sürede yapıp herhangi bir açıklama yapmadan gittiler.. Tamam belki basın açıklaması veya brifing beklemiyordum ama, hani yeni bir başlangıç ya … insan yine de bir beklenti içerisine giriyor. Neyse kısa sürede kurulumu yaptılar. Kısa sürede kurulum yaptıkları için erken bir sevinç yaşadığım için işte bu dedim, bu… Gerçekten bu muydu acaba? Kurulumun kısa sürede yapılması iyi miydi yoksa kötü mü? Denilen gibi; her iyinin içinde bir kötü her kötünün içinde de bir iyi var mıydı? Güneş batmış akşam olmuştu. Hava karardı, karanlık çöktü. Hani büyük felaketlerin sonucu, felaketin boyutları gün doğduğunda belli olur ya. Ne bileyim bir yangın, bir deprem, sel ve toprak kayması mesela… Benim, bizim felaketimiz de gün batımında kendini gösterdi. Modem hiç kurulmaması gereken bir yere kurulmuştu, “profesyonel” TÜRKSAT ekibi tarafından .. Sonradan öğrendim ki mutfakta fayans, dolap vs. olduğu için sinyalimiz dön dolaş oluyormuş. Mutfaktan çıkabilen sinyaller ile bağlantı kurmaya çalışıyorduk. Sinirler gerilmiş şalterimiz atmıştı. Olacak gibi değildi. Ve o kutlu döngü-sarmal, bir telefon ile başladı. TÜRKSAT müşteri hizmetlerini arayarak yeni bir servis açtırdım. TÜRKSAT’ın en güzel tarafı 5 saat içinde bir ekibin çözüm bulmak için gelmesi diye düşünürken, sonradan anladım, aslında 5 saat içerisinde ekibin gelmesinin çok da iyi bir şey olmadığını.

Talep saha ekibine düşünce ekip arıyor. O an için evde olduk olduk, olamaz isek bir nevi hakkımızı kaybediyoruz, saha ekibi talebi kapatıyor ve yeni talep açmak durumunda kalınıyordu.

Neden hizmet almadığım bir talebi ikince kez açmam gerektiğini sorduğumda talebin

5 saat içerisinde kapandığını söylediler. Talebin kapandığını öğrendim, sorduğum şey ikinci bir talebi neden açtığımdı. Çaresizce … İnanmadım ama inanmış gibi yapmak durumunda kaldım. Bu durumdan da 5 saat içerisinde müdahale etme anlayışı sorumluydu. Çünkü her kapanan talep, onlar tarafından çözüme kavuşan talep olarak işleniyordu. Ve sistemleri tıkır tıkır işliyordu. (görünürde) Müşteri memnuniyeti için alınmış olan bir karar bir müddet sonra müşteri memnuniyetsizliğine dönüşüyordu. İyi bir başlangıcın kötü bir sonuca dönüşmesi… İyinin kötüye tekamülü.

Yaşanmışlığa dönersek; Yeni bir talep, yeni saha ekibi derken buluşma gerçekleşecekti. Talep geçtiğimde akşam 18:00 gibiydi ve Saha ekibi aradı. Aşkla ve heyecanla kaç gibi gelirsiniz diyebildim. Ben ne kadar sıcak ve içten söyleyebildimse onlarda bir o kadar soğuk ve duygusuz olarak cevapladılar. 22:00’ye kadar uğrayacağız dediler. Akşam ailemle vakit geçirmem gerekiyordu. Israr ettim belli bir saat aralığı vermeleri konusunda, ama nafile. Ne yani şimdi dört saat bekleyecek miydim ? Evet bekleyecektim. Çünkü yine talep geçip saha ekibi sarmalına girmek istemiyordum. Bekledim.. Bekledim.

Ne zor bir şeydi, gelecek olanı beklemek. Daha zoru gelmeyecek olanı beklemek diye düşündüm. .. Mesela evladı kaçırılmış bir annenin evladını beklemesi ne kadar acı ve zor. Aman Allah’ım! Her telefon sesini, her kapı çalışını bir umut ile açmak… Bu durumu düşünerek, gelecek olanı beklemenin vermiş olduğu rahatlıkla-rehavetle uyuyakalmışım. 21’i 5 geçe telefonum çaldı, saha ekibi iletişime geçmişti benimle, geliyoruz diye, geliyor geliyorlardı.

Bu coşku ile şairin (Mustafa Halim) sadece gel şiirini okuyasım geldi. J “Sadece gel Dilersen hiç konuşma; Hiç Sevme de istersen Yeter ki gel”

Gelen yetkili modemin yanlış yerde olduğunu söyledi ve bunu buraya kim koydu? Demez mi. Dedi valla. ( Bir an sizden çok çok önceki bir medeniyetti, diyesim geldi) -Ne olacak şimdi? diye sorduğumda, modemin yerinin değişmesi için talep açmam gerektiğini söyledi. Yine bir talep, yeniden talep ve saha ekibi.

5 saat içerisinde müdahale etme anlayışı. Ya sabır! diyerek yeni ve yeniden talep. Bu sırada evde, ev ahalisi ile modem burada olmalı, kablosu şuradan çekilmeli müzakerelerinden sonra mutabık kalınca saha ekibini beklemeye koyulduk. Nede olsa 5 saat içinde müdahale ediyorlardı. Ekip geldi, modemin yerini değiştirdiler. Ama bu seferde çektikleri kablo bizim istediğimiz gibi değildi. Bizim istediğimiz kablonun tavanın köşesinden çekilmesi iken, elimizde mutfağın bir duvarını ortadan ikiye bölen bir kablo ile kalakaldık.. Yahu, hadi işin inşaat kısmından anlamıyorsunuz hiç mi estetik anlayışınız yok. Bu şekilde olmaz kabul etmiyoruz diyerek kabloyu yukarıdan çektirdik, çektik ama ne çektiğimizi bir biz biliriz. Tabi bu arada mutfak duvarımızda kablo tutucu delikleri oluştu, duvarı patlattılar vs vs. Kıyasladım geçmiş ile bugünü.Yaşadıklarım gözümün önünden bir film şeridi gibi akıp gitti. İşte o an anladım bilinen ve söylenenin, ne kadar da doğru olduğunu. Eldeki kuş (Turkcell) daldaki kuştan (TÜRKSAT) daha iyi olabileceğini.

Aşka yelken açmak istemiştim. Ama bu aşk da başlamadan bitti. Aşk başlamadan mı güzel acaba…. Şairin dediği gibi; “Aşk başlamadan güzel, Kalplerde heyecan Bakışlarda korku olduğu zaman güzel… Birbirimize sezdirmemek için çırpınış, Başkaları görmesin diye çabalayış Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman… Aşk başlamadan güzel….” Ümit Yaşar Oğuzcan




501 görüntüleme

Ücretsiz E-mail Aboneliği

  • Instagram
  • Facebook Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

Muratpaşa - Antalya

0 (530) 511 0899
info.dioruzki@gmail.com

© 2023 Creative By Diyoruzki Ailesi