İHTİYAR BALIKÇI-4 (İskele Sancak)

Yusuf Kaptan’a gidiyordum. Uzaktan teknesini gördüm, biraz daha yaklaşınca da kendini. Uzaklardan bakınca bir an, Yusuf Kaptanı deniz fenerine benzettim. Yolunu kaybeden gemilere umut olan deniz fenerleri gibi Yusuf Kaptanı görünce içimde bir umut ve güven yeşerdi. Yürüdüm, yürüdüm ve yaklaştım Yusuf Kaptana. Selamlaştık ve kucaklaştık bir baba oğul gibi.

Tavşan kanı çayı her zaman olduğu gibi hazırdı. Farklı zaman dilimlerinde gelmeme rağmen yeni demini almış, sıcak bir çaydanlık her zaman hazırdı. İki bardak alıp, önce Yusuf Kaptana sonra da kendime çay doldurdum. Yusuf Kaptan ufka bakıyordu. Çay hazır dedim. Döndü çayı aldı, beklemeden ve çayın sıcaklığına aldırmadan bir yudum aldı. Kıyıdan biraz açıkta bir şamandıra gördüm. Yusuf Kaptana; Şamandıraların üzerindeki sembol ve renkleri sordum.

Yusuf Kaptan anlatayım dedi. Hani karayollarında araçların ve yayaların geçiş önceliği için yaya geçidi, trafik lamba ve işaretleri var ya işte onlar karada ne ise, deniz içinde şamandıra ve deniz fenerleri aynı şeydir.

Şamandıranın üzerindeki semboller ve renkler, deniz fenerinin çakarlı ışık vermesi ve farklı renklerde ışıklandırılması, kaptanların denizde nasıl yol alacağını göstermektedir.

Basitçe anlatayım diyerek devam etti. Gemi, tekne, duba, şamandıra. Adına ne dersen artık, bir şey herhangi bir şey deniz yüzeyinde ise, Sol tarafı kırmızı ve iskele, sağ tarafı yeşil ve sancak tarafıdır. Diyelim ki iki gemi denizde, karada nasıl kırmızı ışıkta durur ise denizde de kırmızıyı gören yani diğer geminin iskele (sol) tarafını görüyor ise duracaktır. Geçiş üstünlüğü karşı taraftadır. Yani kırmızıyı gören bekler, yeşili gören geçer. Dubalarında kırmızı ve yeşil tarafları vardı. Gemiler geçerken dubanın kırmızı renginin olduğu tarafa kendi gemilerinin kırmızı (iskele-sol) taraflarını getirmelilerdir. Yani kırmızı tarafa kırmızıyı, yeşil tarafa yeşili görmelidir, anlıyor musun evlat dedi. Dediklerini anlamakla beraber konu teferruatlı bir konuydu. Ehliyet almamış birisi trafik sembollerinden ne anlıyor ise bende o kadarını anlıyordum. Ne anlayıp anlamamı test etmemesi için J kaç çeşit şamandıra vardır diye sordum.

Sözlüye kalkmış bir öğrenci gibi başladı saymaya; lateral şamandıra, kardinal şamandıra, tehlikeli batık şamandırası, artılı şamandıra, çarpılı şamandıra …. Saydığı şamandıraların tamamını ilk kez duymuştum. Gemi ve tekneler için tehlike işaretli şamandıraları sordum, bir genelleme yapabilmek için. Yusuf Kaptan ciddi bir şekilde - denizde yalnızsındır. Senden başka kimse yok, teksindir, dedi. (Sadece denizde değil karada da tek olduğumuzu düşündüm. Kalabalıklar arasında tek başınasın) Bütün ciddiyeti ile anlatmaya devam etti. Şamandıranın üzerinde iki tane top, üçgen, kare var ise ve şamandırada siyah boyalı bir alan var ise bu şamandıra tehlike olduğunu söyler. Şamandıra ile arana mesafe koymalısın dedi.

Karada da tehlikeli insanlar ile aramıza güvenli bir mesafe çekmeliyiz diye ekledi. Denizi bilen insanların karasal yaşamı da iyi bildiklerini düşündüm.

Tehlikeye işaret eden şamandırayı artık biliyordum. Peki güvenli alanı işaret eden şamandıra var mıydı acaba. Yanımda Yusuf Kaptan gibi bir derya deniz, hemen sordum.

Olmaz mı evlat dedi, olmaz mı. Kırmızı beyaz sana neyi hatırlatıyor diye sordu. Kırmızı ve beyaz bayrağımızın rengiydi. Yusuf kaptanın sorduğu bu muydu acaba diyerek, birazda gaza gelerek Türkiye dedim. Yusuf kaptan devam etti. Evet Türkiye dedi. İster bizim kara sularında istersen başka karasularında seyir halinde kırmızı/beyaz ve üzerinde bir küre var ise o sular en güvenli sulardır. Derinlik sıkıntısı yok, batık yok, o sularda istediğin gibi keyfince geçebilirsin veya demir atabilirsin.

Ülkemizde bulunduğu coğrafya içinde en güvenilir yeri temsil etmiyor mu, diye ekledi. Ülkemizin renkleri ile en güvenli deniz sularını temsil eden renkler bir tesadüf müydü yoksa tarihin bize yüklediği bir misyon muydu. Bugünlük yeterli diye içimden geçirdim. Kırmızı/beyaz ve güvenli bölgeyi biraz düşünmeliydim. Memleketim Gaziantep’e gidebileceğimi söyledim. Biraz hüzünlü ama benim için sevinerek tabi evlat dedi. Benim yerimi biliyorsun. Ayağını tekneden gelen halatı bağladıkları rıhtımdaki demirin üzerine ayağını koyarak; -Ben buradayım babalar gibi buradayım dedi. Helalleşerek, kucaklaşarak ve birbirimizi Allah’a emanet ederek ayrıldık.

Sonradan öğrendim. Denizcilikte BABA’nın, rıhtımda gemilerin bağlandığı silindirik demir olduğunu. Yusuf kaptanın ayrılırken ayağını koyduğu demir.J Yusuf kaptandan uzakta Yusuf kaptanı düşünerek - Büyüksün baba, büyüksün…



234 görüntüleme

Ücretsiz E-mail Aboneliği

  • Instagram
  • Facebook Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

Muratpaşa - Antalya

0 (530) 511 0899
info.dioruzki@gmail.com

© 2023 Creative By Diyoruzki Ailesi