İHTİYAR BALIKÇI 2 - TECRÜBE

En son güncellendiği tarih: 15 Eki 2019

Barbun, Çipura, Palamut, Lüfer, Uskumru, Sardalya, İstavrit… Bu balıklar da zamanla tükenecek demişti, Yusuf Kaptan. Tek bir balıktan söz etmiyordu, balık türünün kaybolmasından bahsediyordu. Bir an düşündüm. Doğmamış torunuma Çipuradan, Palamuttan bahsediyorum, adını dahi bilmiyor. Bilmediği için suçlayabilir miyim doğmamış torunumu. Suçlu kim? Bilmeyen mi, bildirmeyen mi diye düşündüm.

Günlerden perşembeydi. Yusuf Kaptanı görmeyeli dört gün olmuştu ve özlemiştim. Ders çıkışında yanına uğradım. Selam verip yanına oturdum. - Nerelerdesin evlat, dedi. Görüşmeyeli dört gün olmuştu. Anlaşılan O’da beni özlemişti. Kalpten kalbe giden yol bu olsa gerek diye aklımdan geçirdim.

Balıkçılar ve çiftçiler için hava tahmini çok önemlidir. Günümüzde teknolojik imkanlar, indirilen uygulamalar ile kolaylıkla insan kendine, yapacağı işe, çıkacağı yola kolaylıkla karar verebiliyor. Peki ya geçmişte insanlar hava durumunu nasıl biliyor ve yaşamlarına nasıl yön verebiliyorlardı. Yusuf Kaptan gibi bilge birinin elbet bu konuda söyleyecekleri bana aktaracağı tecrübeleri vardır diye düşünerek lafa girdim.

Yusuf Kaptan’a - Meteoroloji verileri artık bilgisayarımızda, akıllı telefonlarımızda yer alıyor. İnternetin bu kadar yaygın olmadığı zamanlarda hava tahminini nasıl yaptığını sordum.

- Doğru söylersin dedi. (tebessüm ederek) Artık gençlerin elindeki telefonlar ile gençler nerede, ne fırtına kopuyor biliyor keratalar dedi. Anlatmaya başladı.

Deniz işi şakaya gelmez, önce tedbirini alacaksın takdiri yaradana bırakacaksın. Gökyüzündeki sembollere bakacaksın, bulutlar batıdan doğuya doğru gidiyor ise ve birazda acelesi varmış gibi davranıyorsa, bu yağmurun yağacağına işarettir. Şayet doğu tarafından batı tarafına, hareket var ise havanın açılacağını anlarız. Yine sabahtan bulut kızarmış, kızıla çalmışsa havanın sinirli olacağına yorumlar, yağmuru bekleriz, dedi.

Yusuf Kaptan’ın her zaman sıcak ve demli çayı vardı. Ayağa kalktım, Önce Yusuf Kaptan’a sonrada kendime bir bardak çay doldurdum.

Demli çaydan birer yudum aldıktan sonra, denizcilikte daha önce duyduğum; ‘Ay ayakta kaptan yatakta, ay yatakta kaptan ayakta’ tabirini sordum. Hafiften tebessüm ederek:

-Ay’a benzer yüreğim, e doğal olarak takipteyim dedi. Mustafa Sandal’ın şarkısını ben biliyordum da Yusuf Kaptan nereden biliyordu. Şaşırmıştım. Şaşkınlığımı yüzümden yine anladı ve bastı kahkahayı…

- Evlat dedi. Ay denizcilerin pusulasıdır. Nerede ay ile ilgili bir söz duysak biz denizciler kulak kesiliriz. İşimize yarar veya yaramaz ama kulak kesiliriz dedi. Usulca tekrarladı. -Ay ayakta kaptan yatakta, ay yatakta kaptan ayakta. Her ne kadar ay bizim pusulamız dedimse, denizcilerin ay ile yıldızı hiç barışık olmaz. Ay büyüdüğünde, aydınlık olduğunda deniz hareketli olur. Deniz fırtınaya gebedir. Eninde sonunda doğum gerçekleşir ve fırtına patlar. Ay, dolunay evresinde ise ayın çeperine, etrafına iyi bakmak lazımdır. Etrafında gördün mü bir ışık çemberi işte o zaman rüzgâr esecek demektir. Yani kaptanın yatağa girme vakti gelmiştir. Şayet ay yoksa deniz durgun, sakin ve durağandır. İşte o zaman da kaptanın yataktan çıkma zamanı gelmiştir. Demem o ki, kaptan ve ay zamanda kesişmemesi gereken iki sevgili gibidir.

Ay ayakta kaptan yatakta, ay yatakta kaptan ayakta.

Yusuf Kaptan devam ederek denizde suların hareketleri de bize yol gösterir diyerek, havada esinti yok, sular anlamsızca yükselmiş ve yükselmeye devam ediyor ise Lodos geliyor demektir. Lodosun gözü yaşlıdır, der denizciler. Lodos esiyorsa arkasından yağmur yağacaktır.

Lodosta denize açınılmaz. Ortada bir şey yokken, deniz kabarmaya başlıyor ise kıyıya çekilme zamanıdır, dedi.

Yusuf Kaptan bunları yaşayarak öğrenmişti. Yaşayarak öğrenmenin, öğrenme kalitesini düşündüm. Yıllar önce eğitim felsefesi ile ilgili okuduğum bir kitapta, kişisel deneyim ve başkaları ile konuşarak öğrenmenin en üst öğrenme olduğunu okumuştum. Bu bilgi şimdi daha da bir anlam kazanmıştı.

Aslında insan etrafına baksa, etrafında olup biten hareketliliği görse, gözlemlese ve bunu Yusuf Kaptan gibi yorumlasa, hayat daha güzel olmaz mı?

Aya benzese mesela yüreğimiz, içimiz dışımız bir olsa…diye düşündüm.


20 görüntüleme

Ücretsiz E-mail Aboneliği

  • Instagram
  • Facebook Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

Muratpaşa - Antalya

0 (530) 511 0899
info.dioruzki@gmail.com

© 2023 Creative By Diyoruzki Ailesi