SADECE HAYALET

Her insanın en az bir hayaleti vardır, derdi dedem. Bu hayaletler, atmosferin en üst katmanı olan Termosfer’de yaşamaktadır. Dünyayı çepeçevre kuşatmışlar ve bulabildikleri her fırsatta yeryüzüne inerek insancıkların kafalarının içine girerek onları dönüştürüyorlardı. İnsancıklar ise hiçbir şeyden habersiz mutlu mesut yaşadıklarını zannediyorlardı. Tükettikleri su, ekmek, aşk, ahlak, erdem, dava, hava ve zamanı öylesine yaşayarak tüketiyorlardı.


Bazen bir hayalet bazen de onlarca hayalet aynı insancık kafasına girebiliyorlardı. Bir veya birkaç hayalet insancıkların kafalarının içine girerek onları dönüştürüyorlardı İnsana. İnsancık ile insanı ilk bakışta ayırmak neredeyse imkânsızdı.


Dönüşümün fiziksel bir sonucu olmamakla beraber, zihinsel olarak çok büyük farklar ortaya çıkıyordu. Çoğu zaman insancıklar insanı anlamıyordu. Bazı insancıklar kendilerine de bir veya birkaç hayaletin musallat olmasını isterken, diğer bazı insancıklarda, hayaletlerin kendi kafalarının içine girmesine şiddetle karşı çıkıyorlardı. Oysaki hayaletler zararsızdı.


Hayal-etmek zararsızdı. Hayalet, hayal et…. Hayalet ile hayal etmek aynı şeydi. Hayal etmeyen insan bir çeşit insancık(küçük insan) olarak kalıyor. Hayal ettiği sürece İnsan olabiliyordu. İnsan olunca tükettiği su, ekmek, aşk, ahlak, erdem, dava, hava ve zamanı daha iyi anlıyor, anlamlandırıyordu.


İnsancıklar, hayalet menin pişmanlığını yaşlanınca ancak anlayabiliyorlarmış. Huzur evinde yaşayan ve artık dünyadan bir beklentisi kalmamış, hasta ve yaşlılar üzerinde bir anket çalışması yapılmış. Anket tek bir sorudan ibaretmiş. Soru şu: Hayatınızdaki en büyük pişmanlığınız nedir? Verilen cevapların hemen hepsinin bir ortak yönü varmış. Kendi yaşamları boyunca yaptıklarından değil de, yapamadıklarından dolayı pişmanlık duyduklarını söylemişlerdir.

Sizin en büyük pişmanlığınız nedir?


Pişmanlık derken aslında hayallerimiz. Yıllar sonra hayallerinizi gerçekleştirmemiş, peşinden koşmamış, risk alamamanın vermiş olduğu pişmanlık ile mi ölümü beklemek istersiniz. Yoksa keşke-siz bir hayatı yaşamış olmayı mı istersiniz.


Birçoğumuz sabah kalkarız, işe gideriz, işten eve gelir evden de işe gideriz. Bu döngü, sonunda bizi bir insancık olarak ölmemizi sağlar. Bir hayal-et’in kafanızın içine girerek sizi dönüştürmesini istemez misiniz.


Bir kuş düşünün. Turna, akbaba, kartal, serçe, ak başlı kiraz kuşu, sarı gagalı dağ kargasını veya kızıl gerdanlı incir kuşunu bir kuş düşünün. Sıradan veya sıra dışı bir kuş. Uçmak için yaratılmış ama uçmaya bir türlü cesaret edemeyen, kanat çırpmayan ve hayatını yerde yaşayan bir kuş.

Hayal kurmayan, kuramayan insancıklarda tıpkı kanat çırpamayan bir kuş gibidir. Hayal et, kanat çırp ve hayallerinin peşinden git.

Evet, belki hayallerimizin peşinden koşarken yorulacağız, insancıklar acımasızca sizi anlamayıp eleştirecekler, belki de sizin tökezlemenize sevinecekler ve siz acı çekeceksiniz. Hayallerinizin peşinden koşarken çektiğiniz acı mı daha büyük, yoksa ölmek üzere iken hasta yatağınızda gerçekleştiremediğiniz hayallerinizin acısı mı.



Sahi hangisi daha büyük?


İnsan bir hayale kapılmalı, hayallerinin peşinde kanat çırpmalıdır. Her şey bir hayal ile başlar. Muhteşem bir yapı, sanat eseri, güzel bir film, güzel bir kitap…


Mühendis hayal eder, ortaya mükemmel bir yapı çıkar. Ayasofya, Tac Mahal, Yasak Şehir Tapınağı, Piramitler… Yazar hayal eder; Yüzüklerin efendisi, İki Şehrin Hikayesi, Küçük Prens, Gülün Adı ve Simyacı ortaya çıkar. Hayal eder bir ressam; Mona Lisa, İnci Küpeli Kız, Venüs’ün doğuşu ve Adem’in Yaratılışı çıkar ortaya. Ve yönetmen hayal eder; Geleceğe dönüş, maymunlar cehennemi, Termınator, Mad Max, Truman Show ve Matrıx ortaya çıkar. Ve siz mavi veya kırmızı hap’tan birini seçersiniz. Mavi hapı seçerseniz, insancık olarak hayatınıza devam edersiniz. Ama kırmızı hapı seçerseniz kanat çırpmaya başlarsınız.


Her şey bir hayal ile başlar. Ve insan hayallerinin peşinden kanat çırpmalıdır.


Çocukların hayalinin sınırları yoktur. Küçükken bulutların altında yatar, gelip geçen bulutlara seslenir ve hayal kurardım. Anladım ki büyünce hayal kurmakta zorlanıyoruz veya daha az hayal kuruyoruz. Onun için daha fazla hayal kurmaya çalışmalıyız, hayal kurmalıyız ki ölümü beklerken keşke diye başlayan cümleler kurmamak için…



Biz Diyoruzki Her şey bir hayal ile başlar.

ABD’de siyahilerinin sembol ismi olan Martin Luher King, bundan tam 56 yıl önce 200 bin kişiye şöyle seslenmişti:

“Bir hayalim var.” dedi ve hayallerinin peşinden kanat çırptı. Acı çekti ve bir suikast sonucu öldürüldü. Hayali gerçek oldu. Bir fikrim, sözüm var demedi. Bir hayalim var dedi. Çünkü insanlar hayal etmeseler dahi, hayallerin peşinden koşarlar.

“O kuşun ömrü bir güzel gecede, Bir güzel beste söylemekle geçer. O kuş en kuytu bahçelerde öter; Hayâl içinde yaşar, Hayâl içinde ölür.” der şair Yahya Kemal Beyatlı.

Her şey bir hayal ile başlar, Hadi hayal edelim…


20 görüntüleme

Ücretsiz E-mail Aboneliği

  • Instagram
  • Facebook Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

Muratpaşa - Antalya

0 (530) 511 0899
info.dioruzki@gmail.com

© 2023 Creative By Diyoruzki Ailesi