SANAL GERÇEK

Beni bana sorman, bende değilem Bir ben vardır, bende benden içeri Yunus EMRE

İnsan neden sosyal medyada zaman geçirir. Sosyal bir varlık olduğundan mı, konuşacak kimsesi olmadığından mı, neden? Neden karşı komşumuzu tanımak için bir çaba sarf etmezken, şehrin, ülkenin ve dünyanın bir ucundaki dilini dahi tam bilmediğimiz birileri ile konuşma ihtiyacı duyarız. Neden?

İnsan eksik taraflarını olduğunu düşünüp tamamlama ihtiyacı mı duyuyor. Etrafındaki insanlardan rol modeller mi çalıyor, kendisinden yeni bir kendisi mi yaratıyor.

Olmak istediği gibi veya olmak istemediği gibi bir insan. Kötü bir insan, sosyal medya da iyi, iyi bir insan da, kötü olarak kendini yansıtabiliyor. Bazen genç, bazen yaşlı, evli veya bekar, zengin-fakir, erkek veya bayan, bazen aynı zaman ve mekanda her ikisi de. Yani bir Pazar yeri gibi seç, beğen, al. Bugün sevgi dolu olayım, şefkatli, birazda kıskanç. Hayır hayır Hırslı olayım, olmadı üzüntülü olayım. Ne istersen…


İstediği kişiliği seçmesi ve tanımadan yazıştığı kişiyi cismen tanımamış olmanın verdiği dayanılmaz hafiflik, rahatlık ve yeni bir yaşam. Cazip olan tarafı bu olsa gerek. Sanal denilen alemde, kişiler kendi içindeki ikinci benliklerini, kişiliklerini ortaya çıkarırlar. Belki de asıl benliklerini.

Sanal ortamda, kendinden memnun olmayan bazıları başka birine dönüşürken, sanal olmayan (gerçekte) ortamda kendileri olamayan bazılarımız da sanal ortamda kendileri olabiliyor. Asıl kendimiz gerçekte olan mı, sanalda olan mıyız. Bir düşünün, kendinizi veya sanal ortamda hiç tanımadığımız sanal arkadaşınızı. Acaba gerçekte nasıldır? Bir düşünün.


Sanal, gerçekte yeri olmayan, zihinde tasarlanan, farazi – tahmini bir dünya diye tanımlanıyor. Yani sanal demek gerçek dışılık mı? Gerçek dışı ise sanaldaki ben de bir gerçeklik yok mu? Tanıştığım, konuştuğum derdini dinlediğim, dert yandığım Nihavend, Oscar, Hazel, Yıldız, Kaan… gerçek. Sanalda da gerçekteki gibi arkadaşlıklar, sevgiler, dostluklar ve düşmanlıklar edinebiliyoruz. Öyleyse gerçekten farkı nedir, neden sanal diyoruz.

Görünen şeyler mi gerçek olan, gerçek nedir?

Güneş Ay’dan daha büyüktür. Güneşin Ay’dan büyük olması apaçık bir gerçekliktir. Görünen gerçek ise gökyüzüne baktığımızda Ay, Güneşten daha büyük görünür. Su dolu bir bardağın içine bırakılan kaşık kırık görülebilir. Kaşığın kırık olduğunu görüyoruz ama gerçek kaşığın kırık olmaması.

Gerçek nedir? Görünenlerin beynimize gelen, bir yan-ıl-sıma olduğunu söyleyenler var. Görünen mi gerçek oluyor görünmeyen mi. Platon, Devlet adlı başyapıtında bir mağara alegorisinden bahseder. Bu mağarada hapsedilmiş, zincire vurulmuş ve sadece karşıya bakmaları sağlanmıştır. Dış dünya ile ilgili hiç bir bilgileri yoktur. Mağarada gün ışığı yoktur, duvarlar nemli ve karanlıktır. Görebildikleri her şey bir ateşin oluşturduğu karşılarındaki duvarın üzerindeki yansıma ve gölgelerden ibarettir. Gördükleri bu gölgelerin gerçek olduğuna inanırlar. Oysa bu bir yan-ıl-sımadır. Bizlerde hayata bu mağaradaki insanlar gibi bakıyor olabilir miyiz. Gerçek diye algıladıklarımız yan-ıl-sıma olamaz mı.

Sahi Gerçek neydi.

Okumak fikri açar, diyenlerde var. Okumak beyni sulandırır diyenlerde Doğru yalanı yok eder, diyorlar. İnsanoğlunu en büyük doğrusu yalanı diyenlerde Merhamet büyüklüktür diyenler olduğu gibi merhametten maraz doğar diyende var. Fazla sex sağlığı yıkar diyenler olduğu gibi, sağlamlaştırır diyenlerde Aşk insana sunulan en büyük hazine diyenlerde var, aşk hastalıktır diyenlerde Din dayanma gücüdür, din afyondur. Yaşamak anlamın kendisidir diyenler ve yaşamak en büyük anlamsızlıktır diyenlerde.


Gerçek nedir, nerededir…

Gerçek, felsefik anlamda var olan değil, tam tersine varolmayan-dır. Geneller varolmaz, sadece bireyseller varolur. Örneğin ak genel bir kavramdır. Bütün ak’lar bireysellerden soyutlanarak elde edilmiştir ve bunun içinde yoktur. Buna karşın ak çiçek vardır. Çünkü bireysel bir nesnedir. Varolmak belli bir mekanda ve uzayda varolmaktır. Ama bütün uzay ve mekan aransa ak’a rastlanılmaz. Demek ki geneller, ne uzay nede zamanda. Hiçbir yerde ve hiçbir zamanda olmayan da yok demektir. Varolan herşey bireyseldir, genel ise varolmayandır. Gerçek bireysel değil genel ise, asıl gerçek varlık varolan değil varolmayandır.


Sanal mı gerçek, gerçek mi sanal?

Sofizme göre, gerçek diye bir şey yoktur. Varsa bile bilinemez. Bilinse bile anlatılamaz.

“Gerçeği arayanlara inanın, buldum diyenlerden şüphe edin.” der, Andre Gide

“Her canlı ölümü tadacaktır.” Kur’an-ı Kerim

Peki, gerçekler gerçekten gerçek mi? Gerçekten mi?


26 görüntüleme

Ücretsiz E-mail Aboneliği

  • Instagram
  • Facebook Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

Muratpaşa - Antalya

0 (530) 511 0899
info.dioruzki@gmail.com

© 2023 Creative By Diyoruzki Ailesi