SU’DAN SEBEPLER

En son güncellendiği tarih: 25 Eyl 2019

Üç evladım var, yani ben bir babayım. Senin gibi … Sen de bir babasın, değilsen anne, teyze, hala, amca, dayı veya abisin. Bu yazıda kimin ne olduğunu sorgulamayacağım elbette. Ama hepimiz bir bireyiz ve bir şeyler yapmalıyız. Kendimiz, ailemiz ve sevdiklerimiz için yapmalıyız...


Her gün olduğu gibi bir gün yine evdeyim, evde İnternette gezinirken su ile ilgili bir belgesele rastladım. “25 Litre” Güney Afrika’nın Cape Town (Anne Şehir) şehrinde yaşanan su sıkıntısından yola çıkılarak, İstanbul’un da gelecekte bir gün su sıkıntısı çekeceğini anlatan bir belgesel. Belgeselde, İstanbul halkının su tüketimi için günlük 25 litre su kullanım kotası bulunmakta. Su devlet tarafından, su dağıtım merkezlerinden dağıtılmakta. ( Yakın tarihimizde ekmek, yağ, tüpgaz’da karne ile dağıtılmaktaydı)


Su, tüm canlılar için hayati öneme sahip bir besindir. Tarih boyunca dünyadaki medeniyetler suya yakın alanlarda kurulmuştur. Fırat ve Dicle nehirleri Mezopotamya, Nil nehri Mısır, Ganj nehri Hint medeniyeti, Sarı nehir Çin Medeniyetinin doğmasına vesile olmuş veya katkıda bulunmuştur. Dünyamızın büyük bir kısmı sularla kaplı. Bu suların %97’si insan tüketimine uygun olmayan tuzlu sudur. Kullanıma elverişli tatlı suların %3’ünün büyük bir bölümü de yüksek dağlarda ve buzullar dadır. Kullanımımızda olan sadece %1’lik tatlı su da maalesef sanayi ve tarımda insanlarca umarsız bir biçimde tüketilmektedir.


Kirli suların açtığı hastalıklardan her yıl 2.2 milyon insan ölüyor, her 8 saniyede bir bebek can veriyor. Yazının bu kısmına kadar okunan sürede yedi bebek, yedi masum su veya suya bağlı sebeplerden dolayı ölüyor. Dünya nüfusunun %40’ı su sıkıntısı çekmekte ve 1.2 milyar insan içecek su bulamıyor


Korkunç ve acı bir tablo…


Bunun üzerine ne yapmalıyım, ne yapabilirim sorusunu sordum. Tek başıma bir şeyler yapmaktan ziyade, ailemle beraber ne yapabilirim diye düşündüm. Üç çocuk babasıyım. Sizin gibi yani, bir baba, anne veya amca… On üç, on ve altı yaşlarında üç çocuk babası. Çocukları da işin içine çekmeliydim. Nasıl farkındalık yaratabilirim diye düşündüm. Tamam, küçük oğlum Ahmet Enes belki konuyu anlamakta zorlanacaktı veya anlamayacaktı ama onu da işin içerisine katmalıydım. Kendisi için küçük insanlık için büyük bir adım atmalıydı.

Neil Armstrong'un Apollo 11'le çıktığı yolculuk sonucunda ay yüzeyine ilk adımını atarken sarf ettiği ünlü cümle; ''Benim için küçük, insanlık için büyük bir adım''

Çocuklarda önce bir bilgi ve bilinç oluşturmalıydım ama bilgiyi çocuklara doğrudan vererek değil de kendilerinin öğrenmelerini sağlamalı ve onlara bu konuda rehberlik etmeliydim... Dünyanın çeşitli bölgelerinde insanların suya ne zorluklar ile ulaşabildiğini ve hatta ulaşamadığını konuştuk. 25 litre belgeselini tekrar izledik. Temiz su kaynaklarının her geçen gün azaldığını ve Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen aslında su fakiri bir ülke olduğunu… vs.vs.

Ne yapmalı? İlk adım olarak, hanemizdeki su israfını önlemeli ve bu konuda ne yapabileceğimizi araştırmaya karar verdik. Akşam eve geldiğimde çocuklar suyun önemi ile ilgili bir sunum hazırlamışlardı. Bu sunumda; su nedir, su neden önemlidir, su olmasaydı ne olurdu, 22 Mart Dünya Su Günü, nasıl tasarruf yapabiliriz ve su fakiri ülkeleri yazmışlardı. Çok güzel bir çalışmaydı. Bilgi ve bilinç oluşmuştu.


Su sadece insanlar için değil aynı zamanda hayvanlar ve bitkiler içinde hayati öneme sahipti. Bu yazı kaleme alınırken veya siz bu yazıyı herhangi bir zaman diliminde okuduğunuzda bazı coğrafyalarda suya ulaşamamaktan kaynaklı ölümler gerçekleşmekte… Başka bir coğrafyada ise insanlar tonlarca suyu fütursuzca havuzlarında veya başka bilmem nerelerinde kullanmaktalar.



Ne yapmalı? çabamıza tekrar dönersek, çocuklar suyun önemini kavramışlar, nasıl tasarruf edeceklerini artık biliyorlardı. Tasarrufların sonucunda ne yapacağımızı konuştuk. Hanemizin son gelen aylık su faturasını yeni gelen faturamız ile kıyaslayarak ne kadar tasarruf yaptığımızı öğrenecektik. Tasarruf ettiğimiz tutarı, iki ile çarparak temiz su kaynaklarına ulaşamayan ülkeler için bağışta bulunmayı kararlaştırdık. Çocuklar bunu o kadar içselleştirdiler ki “bugün diş fırçalarken kesin yirmi beş kuruş tasarruf yaptık” diye kendi aralarında konuşuyorlardı. Öyle ki tasarruf ile ilgili annelerini sıkıştırıyor biraz serzenişle “anne ne yaptın, neden bulaşıkları elinle yıkıyorsun” gibi sözler sarf ediyorlardı.


Her şey iyi gidiyordu. Su faturası gelene kadar. Evet, Büyükşehir-ASAT yine yapmıştı yapacağını, suya yine zam yapmışlardı. Evdeki hesap çarşıya yine uymamıştı. Faturamız bir önceki aydan daha fazla gelmişti. Evde moraller bozulmuştu. Üç, beş, on, neyse ney bir şekilde bağış yapmalıydık. Faturadan oransal olarak zammı düşüp tasarrufumuzu hesapladık ve bağış yapmanın tarifsiz hafifliğini yaşayarak her ay devam ettirme kararı aldık. (Ne yani Büyükşehir-ASAT her ay, zam yapacak değildi ya)

Ne derler bilirsiniz; damlaya damlaya yok olur. (Sularımız)


Bizim için küçük, insanlık için büyük bir adım atmıştık. Hepimiz evimizde ailemizle, arkadaşlarımızla toplumsal bir bilinç oluşturarak insanlık için büyük bir adım atabiliriz.

Sahi siz hangi adımları attınız? Hangi adımları atabilirsiniz?

“hayatta her hareket adım adım bebek yürümeye adım adım başlar öğrenme adım adım… yani adım adım çıkarız hayatın yokuşunu bulmak ümidiyle, simurg kuşunu…” Fuat Eriçok



50 görüntüleme

Ücretsiz E-mail Aboneliği

  • Instagram
  • Facebook Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

Muratpaşa - Antalya

0 (530) 511 0899
info.dioruzki@gmail.com

© 2023 Creative By Diyoruzki Ailesi