TÜKETTİKÇE TÜKENİYORUZ

Paranız var mı? Gerçekten cebinizde paranız var mı, var ise ne kadar. Nerdeee dediğinizi duyar gibiyim, veya kim kaybetmişte ben bulayım dediğinizi…Benim cebimde en azından beni sıcak tutacak, sıcak tutmak şöyle, beni ısıtacak bir tutarı çok uzun zamandır görmedi. Varsa yoksa kredi kartı. Para gelir, bankadan kredi kartına, oradan faturalara, kredilere… Parayı bu görememe durumu, gelir düzeyi ile de ilgili değil. Hepimiz aynıyız. Görmüyoruz.

Çalışıyoruz, para kazanıyoruz, harcıyoruz, tüketiyoruz, tükeniyoruz.

İnsan her açıdan muhtaç, eksik bir varlık. Sanırım kendimizdeki bu eksik taraflarımızı satın alarak kapattığımızı mı düşünüyoruz. Satın aldığımız şeylerin bizi değiştirdiğini düşünüyoruz. Giydiğimiz kıyafetin, kullandığımız telefonun, sürdüğümüz aracın bizi değiştirdiğini. Aldığımız araç ile şehri, doğayı keşfedeceğimizi, hayatımızın değişeceğini düşünüyoruz. Oysa yeni araç aldığımızda da evden işe, işten eve gidiyoruz. Yeni telefon ile yine aynı kişilerle görüşüyoruz, aynı sosyal ağlara bakıyoruz.

Yeni bir araba, yeni bir telefon, yeni bir ev ile hayatı daha mutlu ve daha fazla yaşayacağımızı, sevdiklerimize daha fazla zaman ayıracağımızı düşünüyoruz. Tüketim yapınca hayatı daha hızlı yaşıyoruz.

Tükettikçe hızlanıyor, hızlandıkça daha çok çalışıyoruz ve tükeniyoruz. Sadece kendimizi tüketmiyoruz. Etrafımızdaki güzellikleri ve dünyamızı da tüketiyoruz.

Bize daha fazla zaman, daha fazla itibar, daha fazla… Her işimizi acil ve hızlı yapmak durumunda kalıyoruz. Çalışma alanlarımızda hep şu sözlü, bildirimi almıyor muyuz? -“Bugün yetişmesi lazım, çok acil”… Maillerimiz, acil başlığı altında gelmiyor mu? Nedir bu hız merakımız. Hızlandıkça hayattan aldığımız haz artıyor mu, yoksa azalıyor mu?

Tükettikçe hızlanıyor, hızlandıkça tükeniyoruz. Kaybettikçe kazanıyor, kazandıkça da kaybediyoruz. İnsan garip bir varlık.

Ünlü filozof Eflatun’a sormuşlar; -“İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir” Eflatun; -“Çocukken sıkılırlar, büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler. Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için para öderler... Yarından endişe ederken, bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne yarını yaşarlar. Sonuçta da hiç yaşamamış gibi ölürler...”der ve devam eder. Önemli olan hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır...”

En az şeye ihtiyaç duymak. Dünyamızı ne kadar madde ile doldurursak o kadar çok kendi dünyamızın içini boşaltıyoruz. Evlerimizi düşünelim. Giyme-diğimiz ayakkabılar, kıyafetler, kullanma-dığımız eşyaları bir düşünelim. Bir de dünyanın bir coğrafyasında evsiz barksız, ayakkabısız, kıyafetsiz insanları bir düşün. Aldığımız her bir ürün bize ağırlık yapmıyor mu? Ağırlıklarımızdan kurtulma zamanı. Mutlu olma zamanı.



Her yıl dünya mutluluk raporu hazırlanmakta. 2019 yılında 156 ülke arasında halkı en mutlu olan ülke Finlandiya'dır. Finlandiya'yı Danimarka ve Norveç izlemektedir. (Türkiye ise 79. Sırada yer almaktadır) Milli gelirleri yüksek olmasına rağmen, tüketim harcamaları da o oranda düşük.

Üç yıl önce aldığınız güzel bir kıyafeti mi hatırlıyorsunuz yoksa üç yıl önce mütevazi bir yerde (lezzetidane) yediğiniz içli köftenin tadını mı. Hangisini düşününce mutlu oluyorsunuz.

Bu aralar bizde bir kamu spotu var. Sloganı “olmasa da olur”

Olmasa da olur, diyebilir miyiz, misiniz, SİZ…




36 görüntüleme

Ücretsiz E-mail Aboneliği

  • Instagram
  • Facebook Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

Muratpaşa - Antalya

0 (530) 511 0899
info.dioruzki@gmail.com

© 2023 Creative By Diyoruzki Ailesi