UNUTMAK veya PİŞMAN OLMAK ÜZERİNE

“…Sana geldim, ayaklarına kapanmaya geldim,

Af dilemeye geldim, affa layık olmasam da…”

Sezai Karakoç

Yüreğimde açtığın yaralar, öpsen geçmeyecek, sarılsan daha çok acıyacak ve ben seni asla affetmeyeceğim. Hayatta onu affetmem, gibi sözler bir tarafta. Diğer tarafta affetmek erdemdir, zayıflar asla affetmez ve affetmek büyüklüktür. Yaşamımızda affetmek ile ilgili olumlu-olumsuz buna benzer birçok cümleyi mutlaka ya duymuşuzdur ya da duyurmuşuzdur.

Affetmek, TDK’ya göre bağışlamak, Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek anlamına gelmektedir.

Affetmek, sadece bağışlamaktan mı ibarettir. Veya kimler affeder, affetme yetkisi kimde olmalıdır, kim kimi affeder, neden affeder iye düşünürken aklıma bir söz yapışıyor. “Zalimi affetmek mazluma zulümdür. “

Af dediğimde bireyin bireyi affetmesi ve devletin bireyi affetmesi aklıma geliyor. Bireyin bireyi affetmesini bir şekilde anlıyorum da devletin bireyi affetmesi başlı başına sıkıntılı bir durum gibi.


Benim kanımı akıtmış, canımı yakmış birisi üç-beş yıl yatıp çıkabiliyor. İşte o zaman affetmek bir erdem olmaktan çıkıyor ve zulüm boyutuna geçiyor. Yine Ben-Sen-O kanuna hukuka uyan insanlarız diyelim. İlan edilmiş aflardan zarar görüyoruz. İmar, Vergi, SGK ve mali konularda ödememi zamanında yapmışım. Ödeme imkânı olan Biz-Siz ve Onlar ödemeyerek affı bekleyebilmekte. Af çıkınca da daha düşük ve geç ödeme gerçekleştiriyor. Bu durumda ödemesini zamanında yapan bir nevi cezalandırılıyor. Biz-siz-Onlar hazine arazisini çeviriyor, kapatıyor ve nihayetinde voleyi vuruyor. Hal böyle olunca, affın tabiatında adaletsizlik baş gösteriyor. İşte o zaman, zalimi affetmek mazluma zulüm oluyor.

Cumhuriyet tarihine baktığımız zaman neredeyse her yıl bir af kanunu çıkmış birçok insanda faydalanmıştır. Bu durumda toplumda derin obrukların (çöküntülerin) oluşmasına sebebiyet vermekte ve toplumdaki adalet anlayışını kanatmaya başlıyor, hak hukuk kavramı çürütmeye yüz tutuyor.

Aniden haykırasım geliyor. Kardeşim herkes kendine karşı işlenmiş suçu affetsin.

Affetmek, büyüklüktür. Tamam.

Affetmek bir şeyden veya kişiden vazgeçmektir aslında. Bir alacaktan, bir aşktan... Bir yanlıştan hiçbir şey beklemeden vazgeçmektir. Tamam. Affetmek, affettiğin şey ile bağı koparmaktır. Bu bağ kopunca, sizi bağlayan kin, hırs… gibi düşüncelerden kurtularak özgürleşiyorsunuz. TAMAM.

Bunların hepsi kabul de affın, adalet tarafı halen kafamda soru işareti olarak durmakta. Affetmenin temelinde helalleşmek olmalıdır.

Yıllar önce, Alev Alatlı’nın bir konuşmasında anlatmaya çalıştığı gibi, asıl olan helalleşmektir, diyor. Vicdanları özgürleştirmektir. Asıl olan hakkın helal edilmesi olmalıdır. Her yasal hak, helal değildir. Hazine arazisini çökmek, sonrasında aftan yararlanmak, yasal hakkınız olabilir ama helal değildir.

Hak ve adalet, helal olan ve yasal olan, birbiri ile örtüşmesi gerekmektedir.

Af dileyen, öncelikle kendini kendi vicdanında sorgulamalıdır. Pişman olmalıdır. Belki de şairin dediği, affa layık olmadığını bile bile, bu şuur ile af dilemek gerekiyor. Affedilmen durumunda da, suçun pişmanlığını bir ömür boyu yaşanması gerektiğini düşünüyorum. İşte o zaman affedenin de işlenen suçu unutması daha kolay olacaktır.

Habil ve Kabil, Habil’in ölümünden sonra karşılaştılar. Çölde yürüyorlardı ve uzaktan birbirlerini tanıdılar. Çünkü ikisi de çok uzun boyluydu. İki kardeş yere oturdular, bir ateş yaktılar ve yemek yediler. Günbatımında yorgun düşmüş insanlar gibi, sessizliği bozmadılar. Gökyüzünde, henüz adı konmamış birkaç yıldız belirdi. Yıldızların ışığında, Kabil, Habil’in alnında taşın izini gördü ve ağzına götürmekte olduğu ekmeği yere fırlatıp, suçunun bağışlanması için yalvardı. Habil yanıtladı: -Sen mi beni öldürdün, yoksa ben mi seni? Anımsamıyorum; burada önceki gibi birlikteyiz yine. -Şimdi biliyorum beni gerçekten bağışladığını, dedi Kabil, çünkü unutmak bağışlamaktır. Ben de unutmaya çalışacağım. Habil yavaşça konuştu: -Doğru, pişmanlıklar sürdükçe, suç da sürer. (Jorge Luis Borges, Gölgeye Övgü’den)

Unutmak ve/ya pişman olmak dileğiyle…


23 görüntüleme

Ücretsiz E-mail Aboneliği

  • Instagram
  • Facebook Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

Muratpaşa - Antalya

0 (530) 511 0899
info.dioruzki@gmail.com

© 2023 Creative By Diyoruzki Ailesi